Arsa Payı Karşılığı Yapılan Sözleşmelerden Bağımsız Bölüm Satın Alan 3. Şahısların Mağduriyeti Hakkında Yargıtay Kararı


 

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde (müteahhidin arsa sahibinin arsası üzerine bina yapıp karşılığında bağımsız bölümler aldığı sözleşmeler), müteahhidin kendisine düşen daireleri veya işyerlerini inşaat henüz tamamlanmadan, hatta bazen başlanmadan dahi üçüncü şahıslara satması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu durumda, üçüncü şahısların iyi niyeti, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Borçlar Kanunu kapsamında önemli bir koruma mekanizmasıdır.

Türk Hukukunda "İyi Niyet" Kavramı:

Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi, "Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Ancak, durumun gerektirdiği özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz." hükmüyle iyi niyeti tanımlar. Bu bağlamda iyi niyet, bir hakkın kazanılması sırasında bir engel veya kusurun varlığını bilmemek veya bilebilecek durumda olmamaktır.

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Üçüncü Şahısların İyi Niyeti ve Korunması:

  1. Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK 1023): Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu sicilindeki kayda iyiniyetle güvenerek mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan kişinin bu kazanımının korunacağını belirtir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhide düşen bağımsız bölümlerin tapu kayıtları üzerinden üçüncü şahıslara devredilmesi durumunda, bu ilke devreye girer.

    • Eğer müteahhit, arsa sahibinden hak ettiği arsa payını (veya bu paya bağlı bağımsız bölümü) kendi adına tescil ettirmiş ve bu tescil üzerinden üçüncü bir kişiye satışı yapmışsa, bu üçüncü kişinin tapu sicilindeki kayda güvenerek edindiği mülkiyet hakkı genellikle korunur. Arsa sahibi ile müteahhit arasındaki sözleşmeye aykırılıklar (örneğin müteahhidin inşaatı bitirememesi) üçüncü kişinin iyi niyetini etkilemez.
  2. Müteahhidin Temerrüdü veya Sözleşmeye Aykırılığı: Müteahhidin inşaatı tamamlayamaması veya sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle arsa sahibi ile müteahhit arasında bir uyuşmazlık çıktığında, arsa sahibi müteahhide yaptığı devirlerin iptalini talep edebilir. Ancak, müteahhidden bağımsız bölümü satın alan üçüncü şahısların iyi niyeti bu talebi sınırlar.

    • Yargıtay kararları, müteahhidin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince hak ettiği bağımsız bölümü üçüncü kişilere devretmesi ve bu devrin tapuya tescil edilmesi halinde, üçüncü kişinin tapu sicilindeki kayda güvenerek iyi niyetle hareket etmesi durumunda, kazanımının korunması gerektiğini vurgular.
  3. İyi Niyetin Bozulması: Üçüncü şahsın iyi niyeti her durumda korunmayabilir. Eğer üçüncü şahıs:

    • Tapu sicilindeki kaydın doğru olmadığını biliyorsa veya
    • Durumun gerektirdiği özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmasına rağmen bilmiyorsa (yani, kötü niyetliyse veya ağır ihmali varsa),
    • Örneğin, arsa sahibi ile müteahhit arasındaki sözleşmeye ilişkin tapuya şerh (uyarı) düşülmüşse veya inşaatın durumu, arsa sahibi ile müteahhit arasında ciddi bir sorun olduğuna dair açıkça işaret ediyorsa (örneğin inşaat başlamamış veya terk edilmişse), üçüncü şahsın iyi niyet iddiası zayıflayabilir.

Sonuç:

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhit tarafından üçüncü şahıslara yapılan bağımsız bölüm satışlarında, bu üçüncü şahısların tapu siciline güvenerek iyi niyetle hareket etmeleri halinde kazanımları Türk hukukunda güçlü bir şekilde korunmaktadır. Bu koruma, tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği ilkesine dayanır. Ancak, üçüncü şahsın, sözleşmeye aykırılıkları veya tapu kaydındaki olası hataları bilerek veya bilebilecek durumda olmasına rağmen işlem yapması halinde iyi niyet iddiası ortadan kalkabilir.

Bu tür durumlar karmaşık hukuki değerlendirmeler gerektirdiğinden, spesifik bir olayda mutlaka bir gayrimenkul hukuku uzmanından danışmanlık alınması önemlidir.


Yorumlar